CARL SAGAN ‘dan ….


sagan

  • Muhteşem bir şey, bir yerlerde keşfedilmeyi bekliyor.
  • Kanıtın yokluğu yokluğun kanıtı değildir.
  • İnanmak istemiyorum, bilmek istiyorum.
  • Bugünü anlamak için geçmişi bilmeniz gerekir.
  • Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir.
  • Bilimde, bilim adamlarının sıkca ‘Biliyor musunuz, bu iyi bir argûman; benim fikrim sanırım yanlış’ dedigini duyarsınız. Ve sonra fikirlerini degistirirler ve onlardan artık eski bakış açısını bir daha duymazsınız. Bunu gerçekten yaparlar. Olması gerektiği kadar sık yapmazlar, çünkü bilim adamları da insandır ve degişiklik çoğu kez zordur. Fakat bilimde her gün olur bu tür birşey. Politika’da veya Din’de ise böyle bir seyin en son ne zaman olduğunu hatırlamıyorum bile.
  • Yanlış bir argûmanın ilacı, daha iyi bir argûmandır. Fikirlerin bastırılması değil.
  • Biyolojik evrimin yapıtaşı genler, kültürel evrimin ise fikirlerdir.
  • Kişi inanmadığı şeylere inanır görünmeyi meslek haline getirecek denli değer yitimine uğramış ve aklının saflığına tecavüz etmişse, her türlü diğer suçu işlemeye de kendini hazırlamış demektir.
  • Eğer tüm evrende yaşam sadece Dünya’da varsa, bu çok büyük bir yer israfı olurdu.
  • Bilim tarafından gözler önüne serilen evrenin muazzamlığını ön plana çıkaran eski veya yeni bir din, geleneksel dinlere nazaran çok daha derin ve kuvvetli bir saygı, merak ve huşu uyandırabilir. Er ya da geç, böyle bir din oluşacaktır.
  • Hayalgücü bizi hiç var olmamış dünyalara götürebilir, ama o olmadan hiç bir yere gidemeyiz.
  • Eğer sıfırdan bir elmalı pasta yapmak istiyorsanız, önce evreni icat etmeniz gerekir.
  • Öyle garip kavramlarla yetiştirilmişiz ki, bizden birazcık değişik bir kişi ya da toplumla karşılaşınca, onların bize yabancılığı nedeniyle güvensizlik duyuyoruz ya da nefret ediyoruz. Oysa her bir uygarlığın anıtları ve kültürü, insan olmanın değişik biçimde anlatımından başka bir şey değildir.
  • Kendi kendimizi mahvetmezsek, sözünü ettiğimiz girişimleri er geç gerçekleştireceğiz. Durağan bir toplum düşünmek olanaksızdır. Kozmos ‘u keşiften birazcık yüz çevirmek bile birçok kuşakta kendini gösterecek bir gerilemeye yol açar.
  • Yerküremize Uzaydan baktığımızda, ulusal sınır diye bir şey göremiyoruz, gezegenimizin uzaydan incecik mavi bir hilal, sonra da yıldızlar kenti arasında bir ışık noktası olarak göründüğünü izleyince; etnik, dinsel ya da ulusal şovenist davranışların sürdürülmesi akıl almaz bir duruma dönüşüyor…
  • Biz hem gökyüzünün hem yeryüzünün çocuklarıyız. Bu gezegen üzerindeki varlığımız süresince tehlikeli bir evrimsel yük sırtlanmış bulunuyoruz. Bu yük torbasının içinde saldırıya ve töreye yatkınlık, liderlere baş eğme ve yabancılara düşmanca davranış gibi kalıtsal eğilimler yer alıyor. Fakat aynı zamanda başkalarına karşı şefkât, çocuklarımıza karşı sevgi, tarihten bir şeyler öğrenme, giderek zekâ ve yeteneklerimize bir şeyler katma eğilimlerine de sahibiz; bunlar da hayatta kalmamıza ve refahımızı sürdürmeye yarayan etkenler… Yapımızdaki bu eğilimlerin hangisi üstün gelecek bilmiyoruz…
  • Kendisi konusunda bilinçlenmeye başlayan bir Kozmos ‘un bölgesel temsilcileriyiz. Kökenlerimizi araştırabilmeye başlamışız; Harcında yıldız bulunanlar, yıldızlar hakkında kafa yoruyor; on milyar milyar milyar atomun örgütlenmiş toplulukları, atomların evrimini inceliyor; en azından bizim diyarda beliren bilincin buralara gelinceye dek geçtiği uzunca yolu saptamaya çalışıyor. Bizim sadakâtimiz, türlere ve gezegenedir. Biz yerküremiz adına konuşuyoruz. Varlığımızı sürdürme yükümlülüğümüzse, yalnızca kendimize karşı değil; aynı zamanda Kozmos ‘a da karşıdır… Yaşam kaynağımız olan o eski ve engin Kozmos ‘a…
  • .. Uzayın dokusunda ve maddenin içinde, büyük bir sanat eserinde olduğu gibi, küçük harflerle ressamın imzası vardır. İnsanların, Tanrıların ve şeytanların üzerinde, bekçileri ve tünel yapımcılarını da içine alan ve Evrenden çok önce var olan bir zekâ bulunmaktadır.
  • Biz insanlar, bir ağaca kıyasla değişik görünüşteyizdir. Hiç kuşkusuz, dünyayı bir ağacın algıladığından farklı algılarız. Fakat, molekülün asıl yapısına bakınca, ağaçla insanın kalıtım açısından, nükleit asit kullandıkları görülür. Hücrelerimizin kimyasal yapısını denetleyici enzimler olarak proteinleri kullanmaktayız. İşin daha da anlamlı yanı, nükleit asit bilgisini proteine çevirmek için, insanın da,ağacın da gezegenimizdeki hemen tüm öteki yaratıkların da aynı şifre kitabını kullanmakta oluşlarıdır. Molekül benzerliği açısından temeldeki bu birlik için yapılabilecek, akla uygun açıklama şudur:
    Ağaçlar da, insan da, balık da, salyangoz da, kısacası tüm canlı varlıklar,gezegenimiz tarihinin ilk dönemlerinde tek ve aynı yaşam başlangıcından kaynaklanmışlardır. Peki öyleyse, yeryüzünde bugünkü yaşamın oluşumunu hazırlayan temel moleküller nasıl ortaya çıkmışlardır?
  • Gerçek kafa karıştırıcı olabilir, onu kabul etmek bizi uğraştırabilir, içgüdülerimizin öngördüğü gibi olmayabilir, derinlerde gizli önyargılarımızla çelişebilir, çaresizce doğru olmasını dilediğimiz fikirlerle uzaktan yakından ilgisi olmayabilir. Ancak bizim tercihlerimizin, doğruluğu belirleme gibi bir özelliği yoktur.
  • Nereye gidiyorum bilmiyorum, ama ben hep yoldayım, yolda olmak her zaman önemlidir.  
  • Cehaletin esenlik getirdiği yerde, zeki olmak budalalıktır.
  • Tarihin en acı derslerinden biri şudur: Yeterince uzun zamandır aldatılmışsak, aldatmacayı ortaya koyan her türlü kanıtı reddederiz. Gerçeği bulmakla ilgilenmeyiz artık. Aldatmaca bizi kafeslemiştir. Tuzağa düştüğümüzü kendimize bile itiraf etmek, son derece acı vericidir çünkü. Bir kere şarlatana iplerinizi verdiniz mi, bir daha hiçbir zaman geri alamazsınız. Böylece, yenileri çıka gelene kadar eski aldatmacalar sürer gider.
  • Garajımda ağzından ateş püskürten bir ejderha var diyorum. Heyecanla “göster” diyorsunuz. Garajıma götürüyorum ve “aha orda” diyorum. Siz hiç bir şey göremiyorsunuz, “e hani nerde?” diyorsunuz. “Ah, söylemeyi unuttum, bu ejderha görünmez” diyorum. “Tamam o zaman” diyorsunuz, “yere biraz un serpelim, bari ayak izlerini görürüz.” Serpiyoruz unu yere ve bekliyoruz, hiç bir şey olmuyor. “Tabii ki ayak izlerini göremeyiz” diyorum, “çünkü bu ejderha uçuyor.”Siz gaza geliyorsunuz, elinize bir sprey boya alıp ortalığa püskürtmeye başlıyorsunuz, ejderhanın orada olup olmadığını anlamak için. Boya duvarlardan başka hiç bir şeyi boyamıyor. “Sprey boya tabii ki işe yaramaz” diyorum, “çünkü bu ejderha casper gibi birşey, cisimler onun içinden geçer.” Siz koşup bi kızılötesi kamera getiriyorsunuz, o da hiç bir şey göstermiyor. “Tabii ki göstermez” diyorum ben, “bu ejderha ısı yaymıyor ki.” Denediğiniz hiç bir test ejderhanın varlığını ortaya çıkarmıyor, ama ben hepsine bi açıklama getiriyorum. Şimdi bu ejderha var mıdır yok mudur? Ne yokluğu ne de varlığı direk olarak ispatlanmış değildir, ama asıl soru: neden olsun ki?
  • Bir günlüğüne kanadını çırpan kelebekler gibiyiz, oysa hayatı sonsuz sanıyoruz.
  • Aklımızın hayalimizin alamayacağı kadar büyük bir kainatta yaşıyoruz ve tüm bu alanda nokta kadar bile yer kaplamayan bizlerin, tüm evrendeki tek canlı gezegen olduğunu düşünecek kadar ya çok benciliz, ya kendimizi çok soyutluyoruz ya da çok korkuyoruz.
    Benciliz çünkü Ay’ı, hatta neredeyse diğer gezegenleri parselleyip satacak kadar kendimizi bu evrenin sahibi zannediyoruz.
    Soyutluyoruz, çünkü kendimizi kendimizden bile o kadar soyutlamışız ki, bu yalnızlık hissinin yarattığı boşluk yüzünden birbirimize yapmadığımız kalmıyor ve aslında bizler de birer “uzaylı” olmamıza rağmen, kendimizi uzayda varolan bir gezegenin insanları olarak değil, evrenin merkezi sanıyoruz.
    Korkuyoruz, çünkü karşımızda neyin olduğunu bilmiyor ve korkumuzdan reddetmeyi seçiyoruz. Bir de buna dünyevi erklerin, gücü elinde tutma ve kontrol etme istekleri sonucu, kitleleri çeşitli mecralarla (filmler, kitaplar vs.) güdülemeleri eklenince yaşadığımız tablo ortaya çıkıyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: